25 Ağustos 2014 Pazartesi

FIKRALARLA EVLİLİK

Bekarlık sultanlıktır, kendi donunu yıkayan sultan var mıdır?

Herkesin tek başına geldiği ve gene tek başına ayrıldığı şu dünyada evlilik ne büyük bir meseledir. Sosyolojik boyutu ayrı, psikolojik boyutu ayrı, elbet ekonomik boyutu da vardır. Hukuki ve dini boyutları filan, işte evlilik böyle karmaşık bir şey. Ben de sanki bu işlerin uzmanıymış gibi uzun uzun nutuklar çekmektense, evliliğe mizah boyutundan gireceğim. Sizlere sadece fıkra anlatacağımı sanıyorsanız da yanılıyorsunuz, bütün fıkralarım özenle seçilmiş olup ve her birinden sonra mesajımı yazacağım ki sizlerle fikirlerimi rahatça paylaşabileyim. Bir de ufak bir uyarı yapayım, evli çiftler bu yazıyı sakın beraber okumasınlar! Çünkü fıkraları ve yazdıklarımı okurken ister istemez tepkiler vereceksiniz ki bu eşinizi rahatsız edebilir. Bir düşünsenize eşiniz size "Mahmut! O fıkranın neresi komik ha? Gülme, cevap ver bana..." diye sitem edecek ya da "Tamam Nuray, yarın avukatla konuşuruz ve boşanma işlemlerini başlatırız!" gibi ciddi şeyler söyleyecek. Siz en iyisi bunu gazete okur gibi tuvalette, tablet ya da cep telefonunuzda okuyun. Yuva yıkanın yuvası olmaz derler, aman bulaşmayın bana. Bu arada yazının uzun olduğuna aldırmayın, kapılıp gideceksiniz sonuna kadar.

Nasıldı ilk gece?
Yeni evli genç balayı dönüşü arkadaşı sorar:
- Nasıldı ilk gece?
Genç:
- İlk gece çok güzeldi çok eğlendik, çok içtik sarhoş olduk ve çılgınlar gibi seviştik. Sonra sevişme bitince ben evli olduğumu unuttum ve yataktaki karımı bir sokak fahişesi zannederek 100 dolar para verdim.
Arkadaşı sorar:
- Karının tepkisi ne oldu peki?
- 50 dolar geri verdi.

İşte, günümüzün abartılmış hali bu şekildedir. Cidden kimin eli kimin cebinde belli değil, bu bir sorun da değil. Herkes istediği her şeyi yapabilir ama yaptıklarının sorumluluğunu da taşıyabilmelidir. Sen hem fahişeler yatacaksın hem de bakire kız arayacaksın, zaten "Bakirelik sadece bacak arasında mıdır?" konusuna hiç girmeyeceğim. Sadece büyük konuşmayacaksın bu hayatta, hem internette bir söz görmüştüm "Herkes ilk olmak ister, oysa ilk geçicidir. Sahip olduğunuz hangi ilk hala sizin ya da sizinle hiç düşündünüz mü?" diye ki gayet düşündürücü ve güzeldi. Durumu şöyle özetliyorum: İlkler özeldir, sonlar güzel.

Birden fazla evlilik yasak
Adam arkadaşına sormuş:
- Yaşın başın geçiyor, evlenmiyor musun?
- İstediğim şartlarda biri olursa evleneceğim.
- Ne gibi şartlar arıyorsun ki?
Arkadaşı başlamış sıralamaya:
- Güzel olacak, tutumlu olacak, zengin olacak, kültürlü olacak, şefkatli olacak, güzel yemekler yapacak, itaatli olacak, dürüst olacak, güvenilir olacak bir de esprili olacak…
- Ama abi, birden fazla evlilik yasak değil mi?

Bu evlilik programlarına çıkıp "Evi ve arabası olsun, yakışıklı olmasa da olur." diyen hanım ablanın, erkek versiyonu çıktı. İnsanların evlilikten ve eş adaylarından bekledikleri çok şey var ama ne yazık ki bunların sevgiyle ya da aşkla alakası yok. Çiftlerin muhabbeti "Mahmut, evlenince benim giyimime karışmazsın değil mi? Zaten karışamazsın ki kırarım kafanı valla!" ya da "Nuray, evlendikten sonra benim kahveme meyhaneme karışmazsın değil mi? Zaten bir okeyim bir de rakım var. İşte, bir de sen benim olunca dünyalar benim olacak hayatım." gibi oluyor. Neyse, ben fıkrayı anlattım ve mesajı da verdim. Siz çiftler evlenmeden anlaşın, siz yalnızlar da hayatınızı yaşayın.

Çocuk bile anlam veremiyor
Çocuk babasına:
- Babacığım, annem ile nasıl evlendin?
Adam karısına dönüp:
- Görüyor musun, çocuk bile anlam veremiyor... 

Hem evlendiniz hem de çoluk çocuğa mı karıştınız? Hayatta her zaman Demet Akalın şarkısındaki gibi “Evli, Mutlu, Çocuklu” olmak mümkün olmayabiliyor. Artık olan olmuş, hayırlı olsun diyelim. Gene de siz evliliğe çocuğunuzun anlam vermesini beklemeyin, o anlamı siz verseniz yeter. Çocuk yapacak kadar beraber olmuşsunuz, belki daha uzun süreler beraber olacaksınız. O yüzden, bir daha çocuğunuzdan böyle sorular duymamak için ve evliliğinizin güzelleşmesi adına birazcık da olsa çabalayın.

Kız isteme biçimi
Nasrettin Hoca'nın komşusu, oğlu Mahmut'a  kız istemeye gidecek. Düşünür taşınır, dünürcü başı olarak Hoca'dan uygun kimse gelmez aklına. "Sevilen, sayılan, ağzı iyi laf yapan Nasrettin Hoca'ya da kızı vermezlerse kime verecekler?" der.
Gider Hoca'ya açar konuyu. Hoca da "Tamam" der. Neyse, bir akşam dünürcü kafilesi Hoca'nın peşinde koyulurlar yola. Varırlar istenecek kızın evine. Hoş, beş, kahve... derken gelir sıra asıl meseleye.  
Nasrettin Hoca bir iki öksürdükten sonra girer konuya: "Bizim komşunun oğlu Mahmut, sizin kızı öpmek istiyor, onunla aynı yatakta yatmak istiyor, hatta onunla her gece sevişmek istiyor. Ne dersiniz?" deyince odada buz gibi bir hava eser.  
Komşusu "Hoca, Hoca! Sakalından utan! Bunlar nasıl laf, kız böyle mi istenir?" deyince Nasrettin Hoca odayı terk eder. İçeridekiler özür üstüne özür dilerler kızın babasından. Oğlan tarafından biri, kız isteme işini üstlenir, başlar söze: "Allah'ın emri, Peygamber'in kavli ile kızınız Ayşe'yi oğlumuz Mahmut'a istiyoruz." Vermeye dünden razı olacak ki kızın babası "Allah yazdıysa biz ne diyelim? Hayırlı olsun." deyip verir kızını.
İçeridekilerin konuşmalarını dışarıdan işiten Nasrettin Hoca, açık olan oda penceresinden içeriye seslenir: "Yine benim dediğim oldu! Yine benim dediğim olacak!"

Bir de işin bu boyutu var. Yukarıdaki fıkraların birinde, evlilikten ve eş adayından beklentiyi vurgulamıştım. Bir de toplumun evlilik algısı var ki toplumu oluşturan bireyler olarak, aslında bu algıyı biz yaratmış oluyoruz. Bunu sadece bu fıkrada değil, masallarda bile görebiliriz. Külkedisi masalında prens kızla dans etmeye doyamıyor. Belli ki dans yetmemiş ve daha fazlasını istiyor, bir ayakkabıyla kızın peşine düşüyor. Hani bir gecede aşık olup aşkından mı düştü kızın peşine yoksa dans fazla doyurucu gelmedi mi acaba? Neyse, bir de bunun Kurbağa Prens versiyonu var. Resmen kız, kurbağayı kullanıp atıyor ama sonra prens olunca hemencecik de evleniyor. Yok yok, bu evlilik işleri sakat ama demirden korksak trene binmezdik falan filan, sıradaki fıkramız gelsin.

Kocasını sevgisini merak eden kadın
Kadın gazete okuyan kocasına kendini ne kadar sevdiğini sormuş:
- Beni ne kadar seviyorsun kocacığım?
- Dünyalar kadar!
Kadın üzüldü, suratı asıldı.
Kocası sordu:
- Neden üzüldün karıcığım?
- Geçen gün babam, “Bu dünya beş para etmez.” demişti de…

Fıkra burada bitiyor ama aslında devamı var, bilerek yazmıyorlar çünkü yazarlarsa fıkra değil gazete manşeti olur. "Öfkeli Koca Dehşet Saçtı!" diye okurduk, bu olaydan sonra adam karısını boğar. Hayat arkadaşı alıyorsun yanına ama sana hayatı zehir ediyor, olur mu böyle şey? Zaten dünyaya bir kere geliyoruz. Neyse, bu yazdıklarım bile çok cüretkar şeyler ki o yüzden iki tane karikatür paylaşayım da biraz onlar anlatsın durumu.
Evlilik ve aşk farklı şeylerdir. İster evliliğin aşkı öldürdüğüne inanın, ister evliliğin aşk onurlandırdığına inanın. Zaten neye inandığınız pek önemli değil, çünkü evlilik şu an sadece hukuksal bir düzenlemedir. Bugün nikah memuru önünde şahitler huzurunda imza atarsın, geçmişte rahip ya da imam önünde yemin edersin, daha geçmişe gidersen ağandan ya da beyinden izin istersin. İzin istemek, imza atmak, sözleşmek filan hiç romantik değil; bu yüzden düğünler türetildi ya. Aynen sünnet öncesi cocuğun gönlünün yapılıp sonra da... Neyse, hep bir kandırmaca bunlar. Bu arada olur ya, bunu okuyan ve bebek bekleyen çift varsa çocuklarının adını Talha koysunlar :D

Yalan (Kurban)
Bana hiçbir şey söyleme
Ateş kül oldu içimde
Büyüttüğüm sen zamanla
Yok olup gittin benimle

Türkü yakıp düştün mü yoluma
Adımı andın mı sabah olunca
Ne kaldı senden sonra elimde
Alışırım elbet yokluğuna....

Yalan dostum aşk diye birşey yok
Aşk dediğin üç günlük eğlence
Bilemedin beş gün sürsün
Kapılıp da sürünen çok

Yalan dostum aşk diye birşey yok
Yalan dostum yok yok yok
Yalan dostum aşk diye birşey yok
Yalan dostum yok yok yok

Yalan...

3 yorum:

  1. İnan şu saatte beni başka bir şey güldüremezdi.
    Ne güzel anlatmışsın sen öyle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sabah sabah güldürdüysek ne güzel :) Zaten her gün gülümsemek ve gülmek lazım...

      Sil
    2. Teşekkür ederim ya sende gül herkes gülsün :)

      Sil